1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Özgürlük tarihinde kara bir leke: Özgür Gündem baskını

Özgürlük tarihinde kara bir leke: Özgür Gündem baskını

admin admin -

- 8 dk okuma süresi
30 0

Kürt medyası 1990 yıllarda tarih sahnesine çıktı. Baskınlardan, çalışanlarının öldürülmesine, toplatma ve sansürlerden binaların bombalanmasına kadar başına gelmeyen kalmadı. 

Neredeyse her yıl başka bir isimle yayın hayatını sürdürmek zorunda kaldı. İnadından vazgeçmedi. 

Özgür Gündem gazetesi 30 Mayıs 1992’de günlük gazete olarak yayına başladı. 1994 yılında kapatılmasına kadar başına gelmeyen kalmadı.   

Gazete yayın hayatına başladıktan hemen sonra muhabir, yazar ve dağıtıcıları öldürülmeye başlandı. 8 Haziran 1992’de Hafız Akdemir, 31 Temmuz 1992’de Yahya Orhan, 9 Ağustos 1992’de Hüseyin Deniz, 20 Eylül 1992’de Musa Anter, 31 Aralık 1992’de Lokman Gündüz  öldürüldü.  

Özgür Gündem gazetesinin neredeyse her iki sayısından biri toplatıldı. 

Özgür basın geleneği olarak bilinen gazeteler üzerindeki baskılar duraksamadan devam etti. 

Tarih 10 Aralık 1993. 

Özgür Gündem gazetesi, Dünya İnsan Hakları Gününde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığının nöbetçi mahkemeden aldığı kararla Terörle Mücadele polisleri tarafından basıldı. 

İstanbul Eminönü Kadırga’da bulunan gazetenin teknik bürosunun yanı sıra Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Diyarbakır ve Cizre bürolarına da polis tarafından baskın düzenlendi. 

Gazetenin giriş çıkışları kapatıldı, telefonlara bakılmasına izin verilmedi. Gazetenin teknik ekipmanına, arşivine 

Özgür Gündem Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Gurbetelli Ersöz, Yayın Yönetmeni Yardımcısı Ferda Çetin, Müessese Müdürü Ali Rıza Halis, İstihbarat Şefi Yurdusev Özsökmenler, Haber Müdür Gültan Kışanak, yazı işleri çalışanlarından Hüseyin Solgun, muhabirler Müslüm Yücel, Faysal Dağlı, Mahmut Doğan’ın da aralarında 150 kişi gözaltına alındı. 

Gazetenin imtiyaz sahibi ve DEP Genel Başkanı Yaşar Kaya, böylesi bir uygulamaya askeri darbe dönemlerinde bile rastlanmasını söyledi. 

Gözaltına alınanlar işkence gördüklerini açıkladı. 

DGM Başsavcısı Ahmet Köksal, gazeteden ele geçirilen belgelerle ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve gazetenin yayınlanmasının önünde engel olmadığını açıkladı.  

Hükümet sözcüsü ve Devlet Bakanı Yıldırım Aktuna, Cumhuriyet Gazetesine yaptığı açıklamada “Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’nce gazetenin Diyarbakır Bürosuna yapılan baskında PKK örgütü ile bağlantısı bulunan 3 muhabir ve üzerinde ruhsatsız silah bulunan bir kişi gözaltına alındı. İstanbul’da ise İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından alınan karar uyarınca Devlet Güvenlik Savcılığı beraberinde güvenlik güçleriyle birlikte bir arama yaptı. Olayın İstanbul Emniyeti ile bir bağlantısı yok. DGM’nin kararı uygulandı” ifadelerini kullandı. 

Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ise “Biz fikir hürriyetini savunan bir partiyiz, bu nedenle gazetelere yönelik her türlü baskı ve kapatmayı kabul etmiyoruz” açıklamasını yaptı. 

Cumhuriyet Gazetesi’nden Hikmet Çetinkaya da köşe yazısında “Biz insanların düşüncelerini yazılı ve sözü olarak açıklamalarına kelepçe vurulmasına hep karşı çıktık ve çıkacağız. Demokrasi bir yaşam biçimidir. Hele bir gazeteyi basmak, çalışanları hiçbir gerekçe göstermeden gözaltına almak kişi hak ve özgürlüklerini yok etmek demektir. Üstelik dün İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilişinin 45. yıldönümüydü” diye yazdı. 

İlhan Selçuk ise köşesinde şöyle yazdı: 

“Polis, Özgür Gündem’i bastı, arama tarama sonunda gazetede çalışan 43 kişiyi gözaltına aldı. Gazetenin sahibi DEP (Demokrasi Partisi) Genel Başkanı Yaşar Kaya: “Askeri dönemlerde bile,” dedi, “gazeteler basılarak çalışanları gözaltına alınmazdı.”

Gözaltına alınan gazeteciler polis otobüsüne bindirilerek götürüldüler.

Ertesi sabah bizim medyaya baktım; ne bir ses, ne bir nefes. Çok satışlı gazetelerimizi taradım; kadın bacakları, memeleri, popoları aralayarak, promosyon uğruna sergilenen otomobil, televizyon, koç-apartman ve ansiklopedi ciltlerinin fotoğrafları arasında yolumu bulmaya çalışarak sayfaları çevirdim. Özgür Gündem’e ilişkin doğru dürüst bir yayın bulamadım. Olay, bizim medyanın umurunda değildi. Neden?

Çünkü demokrasi laflarıyla güncel edebiyat yaptığına bakmayın, bizim medya demokrasinin D’sine bulaşmamıştır: oldum olası böyle gelmiş, böyle gider.

Biliyorum, kimilerinin bu gibi durumlarda vatanseverlik duyguları köpürüyor: “Özgür Gündem’in,” diyorlar, “toplatılması da kapatılması da çok iyi olur.”

Olmaz!

Özgür Gündem’de en çok Cumhuriyet’e saldırılır; kimi zaman terbiye sınırları da aşılarak veryansın edilir. Kemalistler, Milli Misakçılar, Lozancılar, Özgür Gündem’in düşmanı sayılırlar.

Peki, fikirleri size karşıt ve duyguları da düşmanca diye bir gazetenin toplatılmasına, kapatılmasına, çalışanlarının gözaltına alınmasına sevinecek misiniz? Ya da böyle bir olay karşısında sessiz mi kalacaksınız? Demokrasinin temel ilkelerinin çiğnenmesini hoşgörüyle mi karşılayacaksınız?”

Gazete baskının ardından 11 Aralık günü sadece Adana ve Mersin’de yayınlandı. 

Baskının ardından, Özgür Gündem’le dayanışma da başladı. Aydın ve yazarlar, meslek örgütleri, sendikalar baksının ertesi sabah gazetenin kapısındaydı.  

Yaşar Kemal, Özgür Gündem gazetesinin kapısından seslendi.

“Özgür Gündem’in basılması Dünya ve özgürlük tarihine Türkiye’nin kara lekesi olacak. Bu kara lekede Türk ulusunun hiçbir kabahati yok. Bunun sorumlusu yönetimlerdir. Özgür Gündem’in basılması demokrasi nutukları atan hükümetin kara bir lekesi. Türkiye’nin bu kara lekeden kurtulması için tüm aydınlara ve demokratlara büyük görevler düşüyor. Türkiye’yi 40 yıldır demokrasi adına  ikiyüzlülük yapanların lekesinden biz kurtaracağız .Türkiye’yi kurtarmak ve korumak zorundayız.” 

Özgür Gündem gazetesi 14 Aralık’da normal yayınına dönebildi Gazetenin 14 Aralık sayısı çıkar çıkmaz İstanbul 3 No’lu DGM tarafından toplatıldı. Gazete bu kez de Mali Şube Polisleri tarafından basıldı. 

Gazeteye yönelik baskının hemen ardından İskenderun’da gazete dağıtıcısı Zuhat Tepe, 14 Aralık 1993’te boğazı kesilerek öldürülmüş şekilde bulundu. 27 yaşındaki Tepe’nin öldürülmeden önceki akşam eve gelen iki kişiyle beraber dışarı çıktığı ve bir daha eve dönmediği aktarıldı. Gazete Tepe’nin dağıtımı bırakması için tehdit edildiğini ve öldürülmeden kısa bir süre önce dağıtımı bırakmak zorunda kaldığını açıkladı.  

Gazete yayın hayatına bu baskılar altında aylarca sürdürmeye devam etti. 14 Nisan 1994 yılında mahkeme kararıyla tamamen kapatıldı.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir